İznik Ultra 2023

Çok uzun zaman koşmaya ara verdikten sonra Ocak 2023de tekrar koşmaya başladım ve hatta Şubat ayında her gün koştuktan sonra cesaretimi toplayıp İznik Ultra 50K (47K) yarışına kayıt oldum. Zaten Nisan başında tatil için Türkiye’ye gitmişken yarış için ay ortasına kadar kalmak da mantıklı oldu. Böylece bir taşla iki kuş vudum. Hem tatil hem yarış. Mükemmel ikili 😍

Dizimdeki geçmeyen ağrı ya da acı diyelim biz ona, aslında yarışı tamamlayıp tamamlayamamak konusundaki en büyük endişemdi. Diğer bir konu ise yarışlardan ve koşudan uzak geçirdiğim iki yıl yüzünden duyduğum kaygı, korku ve güvensizlikti. Bu sefer anksiyete sepetimde bunlarla yola çıktım.

İstanbul’da en sevdiğim parkur olan Hacıosman Korusu’nda(Atatürk Kent Ormanı) son antrenmanlarımı yapma fırsatım oldu. Korunun ne kadar çok değiştiğine inanamadım. Bence o kadar güzel olmuş ki Ekrem İmamoğlu’nun ellerine sağlık demek istiyorum. Memlekette güzel şeyler de oluyor bazen.

İstanbul’da pek sevgili Alper Dalkılıç ile biraya geldik ve ve birlikte çalışmaya karar verdik. Kendisi nefis bir insan, yarış öncesinde ve yarış esnasında verdiği destek gerçekten paha biçilmez.

İznik’e pek sevgili arkadaşım Sesil Şahin ile gittik, İstanbul trafiğinden çıkamadığımız için akşam İznik’e geç vardık ve yarış kitimi bir gün önceden alamadım ama zaten sabah zamanım vardı ve çok dert etmedim. Akşam Köfteci Yusuf’a gittik ve berbat bir köfte yedik. O gece hiç uyuyamadım. Yarış stresi, yastık problemi ve regl olmak bir araya gelince korkunç bir gece geçirdim. Toplamda belki iki saat içim geçmiştir hepsi o kadar. Sabah kalktığımda barsaklarım bozulmuştu. Haliyle moral sıfır! Alper’e mesaj yazdım. Ben yapamayacağım diye. Sağolsun verdi gazı 😊 İyi dedim en kötü bırakırım olmazsa. Aklından bile geçirme! dedi. Neyse önce eczane buldum bir barsak ilacı aldım, sonra yarış kitini almaya gittim ve hala kahvaltı yapmamıştım. Otele döndüm, artık oda da bulduğum yiyecek ne varsa, çubuk kraker ve fıstık ezmesini karıştırıp ağzıma tıktım biraz su, biraz meyve suyu içtim, hızlıca giyinip çıktım. Servis noktasına gittim sevgili Sevim ve Bülent oradaydılar. Servise bindik ve start noktasına gittik. Hiç keyfim yok, midem berbat 😞 gözümden uyku akıtıyor, regl ağrısı. Off gerçekten olabilecek en fena durumdayım. Start noktası berbat bir köy kahvesi bir tuvalet var ki ömründe temizlenmemiş, hiç su yüzü görmemiş, cidden iğrençti. Oralet içtim, bir parça peynir ekmek yedim. Sevim sağolsun ekmeği yanına al dedi. Hakikaten yarışın sonuna doğru midem kazındı ve o kuru ekmek hayatımı kurtardı.

Ve start ve sonrasındaki bitmeyen tırmanış derken artık kendi ritmimi bulmaya başladım. Yarışın ilk bölümünü sevgili Melis Şentürk ile beraber koştuk. Pozitif enerjisi bana güç verdi hem ayrıca ayakkabılarımız da aynıydı 😊 Bir noktada ayrıldık ve yarışın sonraki bölümünde yeni yol arkadaşım Aslı Razbonyalı ile tanıştık. Bir süre birlikte gittik hem adımız da aynıydı 😊. Patikanın bir yerinde zorlu bir geçiş vardı ben batonlara rağmen zorlandım inerken. Aslı’nın hemen arkamda olduğunu düşündüm biraz bekledim, gelince inmesine yardım ettim sonra koptuk birbirimizden galiba. Derken uzun iniş başladı, hava kararıyordu kafa lambamı taktım arık son on kilometre bitti bu iş! İndikçe dizim acımaya başladı. İyi ki batonlarım vardı zaten yarışın tamamını batonla gittim. Batonlar beni yavaşlattı mı bilmiyorum ama çok güven verdiği, çok güç verdiği kesin. Dizime mümkün olduğunca az yüklenmiş oldum. Neysen tatlı tatlı inerken bu sefer de çok sevgili Sezgin Oturmaz ile tanıştım. Yorulmuştum, acıkmıştım, dizim acıyordu ama işte tam da her şey can sıkmaya başladığında o harika insanlar birden karşınıza çıkıyor. Sezgin abi bana finişe kadar eşlik etti daha ziyade beni finişe götürdü diyelim. Sağolsun 😊🙏🏻 Finişte Sesil bekliyordu ❤️ Sekiz saat süren bu harika yolculuk çok şahane insanlar sayesine pek güzel bir anıya dönüştü benim için. Hayatıma yeni ve çok cici insanlar kattı, eski dostları görme fırsatım oldu ve de öz güvenim tekrar yerine geldi.

Yarış sonrası kelle paça çorbası ilaç gibi geldi üzerine Kemalpaşa tatlısı yedim sonra da Sesil’le odamıza gidip uyuduk. Ertesi gün Sesil 14K koştu ben de börek yedim 😋

Şimdi şunu söylemek istiyorum insanın memleketi gibisi yok, bizim ultracılar gibisi hiç yok. Bu ayın ortasında Ecotrail Oslo 31K koştum ve…. Bunu daha sonra anlatırım 😞. Alakası yok o kadar diyim…

iznik ultra 2023

İlk yarış /Runatolia 2017

Yarış mevzusu benim için Barış Manço’nun dediği gibi on puan,on puan, on puanla herkes şampiyon gibi bir şey. Bu yaşında koşmaya başlayıp sonra da hırs edinecek halim yok herhalde. Amaç başkalarıyla da beraber koşmak. Hep yalnız koştuğum düşünülürse, yarış kalabalığı bana büyük bir mutluluk veriyor. 

Ama ilk yarış herhalde en heyecan verici olanı olsa gerek. 

Fakat bu hikayeye başından başlamak gerekir. 

Türlü olayların peşi sıra gelmesi aslında koşunun benim hayatımda apayrı bir yere sahip olmasına sebep oldu. 

Geçen sene, 2016 yılının Temmuz ayında, yani bundan  tam bir sene önce, canım arkadaşım Zeynep Işık’ın akciğer kanseri olduğunu öğrendik, Haziran’da beraberdik öksürüğünü öksürük şurubuyla kesmeye çalışmıştık ama olmadı işte… Hayat dediğin göz açıp kapayıncaya kadar. Bir varsın, bir yoksun. Bu yokluk fikri, hastalık düşüncesi, kaybetme korkusu, nefes alma çabası beni koşturmaya başladı aslında. Kaçmak, unutmak, yalnız kalmak ve biraz düşünmek için Eskişehir’in ayaz kışında kendimi sokaklara vurdum. Koştum koştum, koştukça koşasım geldi. Zeynep gitti, ben kaldım. 

Kaldığım yerden daha uzaklara koşmaya çalışıyorum ve Zeynep hep yanımda. 

İlk yarış Antalya’ya denk geldi. Zeynep’i tanıdığım ve kaybettiğim şehir. Heyecan bir yana hafif bir buruklukla birlikte koştum. 

Evet tüm korkularıma rağmen on kilometreyi bitirebildim, sonuncu olmadım ve dostların sayesinde, Kansersiz Yaşam Dermeği için epeyce yüklü bir bağış topladım. 

Kendimle gurur duydum gerçekten ve bu duygu paha biçilmezdi. Beş aylık koşu maceramda geldiğim yerden, yaptığım şeyden o kadar mutlu oldum ki, sanırım bu tatmin duygusu koşuyla aramdaki bağı çok kuvvetli bir hale getirdi. 

Belki kaçmak için koşuyorum, belki daha fazla nefes alabilmek için ya da sadece koşuyorum. Bilmiyorum. 

Antalya’da da öyle oldu, sadece koştum, bazen gözümden ince ince yaşlar aktı ben öylesine koştum. Ve sanırım daha güzel bir ilk yarış olamazdı. Tüm duygularıyla iyi ki koştum Antalya’da.  

Ve elbette dostlar vardı :)) ❤️

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑