Geçmeyen ağrıya koşmalı çözüm

Evet belimin ağrısı geçmedi, azaldı hem de çok azaldı gerçekten. Baktım yatarak, durarak, ilaçla geçmiyor koşarak ve coşarak geçirmeye karar verdim. Hareket hep bereket gerçekten öyle. Beden bir şekilde hareket etmeye uyum sağlıyor. Beden hareket edince zihinde onunla beraber “tamam” diyor “yaparız biz bu işi.” kim bilir belki de çok yanlış bir şey yapıyorum koşmaya devam ederek, belki de çok doğru… Orasını şimdiden bilemiyorum bunu zaman gösterecek. Her şeyin başı sağlık, bunu bilir bunu söylerim. Koşmak söz konusu olunca, koşmaya engel her şey can sıkıcı bir hal alıyor benim için. Sağlık açısından diyorum. Çünkü benim için şöyle bir durum var, koşabiliyorsam sağlıklıyım. Koşamıyorsam hımm ters giden bir şeyler olabilir.

Dün en uzun mesafem olan 12km koştum. Şimdiye kadar daha uzun bir mesafe koşmadım hiç, denemedim de ama bu Pazar 14K var mesela programımda. Yani koşmaya başlayalı bir yıl olduğunda ben de yarı maraton koşabilir hale gelir miyim diye düşünüyorum. bir sakatlanma, bir arıza, yok efendim bir hastalık olmazsa neden olmasın 🙂

Bugün bir de ay sonunda gideceğim koşu kampı için çanta ısmarladım. O da beni çok heyecanlandırıyor :))

IMG_8961

Koştum

Ağrı falan bir yere kadar. Öyle çok sıkıldım ki daha fazla dayanamadım ve kendimi sokağa attım. Koştum. Öylece koştum gittim. Yarın yokmuş gibi. Sabah uyandığımda göreceğim bakalım ne olmuş. Belki de iyi gelmiştir. Yarın zaten doktora gidiyorum. Artık bitsin bu çile, nereme ne olmuşsa bilmek istiyorum. Ama koşarken bir acı bir ağrı olmadığına göre bu iş koşmakla ilgili değil. Sakatlanmak çok fena bir şey. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok yıpratıcı. Insanın canının istediği gibi hareket edememesi çirkin bir durum. Bakalım yarın olsun, iyi mi yaptım kötü mü anlayacağım.

Bazen olmuyor:(

Eğer çok yorgunsam koşmuyorum, bedenimi dinliyorum, koşmamam gerekiyorsa koşmuyorum. Evet yapmam gereken antremanlar var, uymam gereken bir program var ama eğer bedenim buna izin vermiyorsa kendimi zorlamıyorum.

Hayatın koşmak dışındaki diğer şeyleri beni çok yoruyor bazen ve böylesi zamanlarda zihnimi ve bedenimi dinlendiriyorum. Fazla yorgunluk beni gergin, sinirli bir insana dönüştürüyor . O zaman anlıyorum eline bir kürek alıp herkesin ağzına vurmaya çalışmaktansa sakince köşeme çekilip dinlenmek bana daha iyi geliyor. 

Koşmak değil de hırs bünyeye zararlı bence. Yaptığımız her şeye, her zaman sakinlikle ve sevgiyle yaklaşmak gerek. Evet bir günden diğer güne maraton koşamayacağını bilmek, her gün aynı performansı gösteremeyeceğini kabul etmek ve sırtın belin ağrıdığında daha sonra hiç koşamaz hale gelmemek için dinlenmek lazım. 

Spor yapanların en büyük derdi sakatlanmaktır, peki ya benim gibi iki defa skolyoz ameliyatı geçirmiş ve hali hazırda engelli kontenjanından koşuyorsanız? Ehh o zaman işte nerede durmak gerektiğini de bilmek şart. Bugün duruyorum, durmak zorundayım, böyle hissediyorum ve en acayip kısmı programımı uygulayamadığım için çektiğim bu vicdan azapları 😦  

#koşaslıkoş #duraslıdur 

Köşemden bildiriyorum :))

Herkese ve herşeye rağmen koşmak

Bizde toplumsal hastalıktır birisi güzel bir şey yapıyorsa mutlak eleştiri ve bir beğenmezlik alır başını gider. Birincisi bizim millet her şeyi bilir, her konuda uzmandır. Ehh hal böyle olunca söyleyecek lafları da çok oluyor. 

Ne zaman yeni bir şey yapmaya başlasam hemen çatlak sesler yükselir. Genel olarak bizde yeni deneyimler yaşamak gereksiz ve yersizdir üstelik çoğunlukla da dalga konusudur. 

Bizim memlekette “maymun iştahlı” diye bir tabir vardır. Toplumda kabul gören tip, hayat boyu aynı şeyi yapan, aynı evde oturan, macera peşinde koşmayan, sabit kişidir. Bu kişi ne uzar ne de kısalır. Olduğu yerde sabit durur, dünya üzerindeki günlerini olduğu yerde geçirir ama toplum bu tipi sever. Bu tip tutarlı insan  olarak algılanır ne yazık ki…

Nerede benim gibi meraklı, hevesli, heyecanlı, macera sever kişi varsa, toplum bu kişileri hoş karşılamaz. “Maymun iştahlı” kişilik işte budur. 

Cahil ve geri kalmışlığımızın asıl sebebi de bu aslında ama kim farkında?

Mesela ben çok meraklı bir kişiyim, tür çeşit zamanlarda tür çeşit şeye merak sararım. Meraklandığımda başlarım okumaya, araştırmaya, izlemeye. Benim bu halim ailemde ve arkadaş çevremde hep dalga konusudur. “Bu bitince sırada ne var?” diye sorarlar. Bunu soranlar  hayatlarında bir tutkuya kapılıp gitmemiş, yemek, içmek, gezmek, televizyon izlemekten öte bir hayatları olmamış, pratikte ortaya hiçbir şey koymamış insanlardır ve aslında sadece sinir bozarlar. Elimden gelse gülüp geçicem ama sinirleniyorum işte…

Benim gibi tipler bazen de “uçuk” olarak adlandırılırlar  ve bu benim gurur duyduğum bir durumdur. 

“Uçalım o zaman bebişim”

Neyse konu esasında çevremdeki tüm muhalefete rağmen koşmakla ilgili. Şunu anlıyorum ki bizim toplumumuzda spor sadece sakatlanmakla alakalı bir konu, sporun faydasından çok zararını konuşuyoruz hep. Spor sadece çocuklar için faydalı o da boyu uzasın diye 🙂 misal çocuk spor yapmasa 150cm olacakken, basketbol oynayınca 180cm olacağı zannedilir, hiç alakası yoktur oysa. 

Eğer yaşınız otuzlara ve hatta daha üzerine gelmişse artık sporun zararları iyice gündeme gelir. Evde kek, börek pişirip popoyu büyütenler en sağlıklı hayatı mı yaşıyorlar acaba?

İnsanın doğası kanepede oturmaya değil hareket etmeye daha uygundur ve hareketin yaşı olmaz dostlar. Önemli olan bedeni dinleyebilmek ve bilinçli olmaktır. Doğru  akılla yapılan spor yaşamın bir parçasıdır, üstelik her zaman faydalıdır. 

Adam elinde sigara, önünde içki bardağı oturduğu yerden koşanların sakatlanacağı ya da kalp hastası olacağına dair ahkam keser, böyle tiplere itibar etmeyiniz.  Maymun iştahlı ve uçuk tiplere itibar ediniz, üstelik ne  kadar çok konuda ne kadar çok şey bildiklerini görünce şaşıracaksınız:))

Bugün koşuyorsam ömür boyu sürmek zorunda değil, sırada ne olacağını şimdiden düşünmedim ona da o zaman bakarım diyorum. 

Seviyorsan koş bence, sıkılırsan başka şey yaparsın önemli değil. 

Not: Mesela bir yazı yazarsın okuyan arkadaşın konuyla değil de yazım hatalarını düzeltmeyle ilgilenir. Neden? Çünkü yazmak kötüdür, bırak yazma zaten yazamıyorsun demek ister inceden. 

Kötüdür bizde bir şey yapmak.  

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑