Zor olabilir, acılı olabilir hatta canın hiç istemeyebilir. Bütün vücudun parçalanıyor gibi acısa da, ruhunda çatlaklar açılsa da her zaman bir çıkış var. Güzel şeyler çaba istiyor, çaba güç gerektiriyor. Gücün yoksa umudun da olmuyor ve sonra karanlık bir sarmal başlıyor. Benim çıkışım koşmak! Koşarak çıkıyorum karanlıktan, belki de kaçıyorum. Kaçacak gücüm olmadığı zamanlarda korkuyorum. Korkunca güçsüz kalıyorum bir kısır döngüye kapılıyorum zaman zaman. Sonra, dün gece olduğu gibi bir gece bir umut ışığı doğuyor içimde yeniden. Ve bir adım, bir adım daha… Koş Aslı her şey geride kalsın ve sen koş ama yavaş koş. Hızlı olmanın şiddeti sana yaramıyor. Tam da bu yüzden bu yavaş olma hali, koşarken yoga yapmak gibi yavaş ama akıcı, şiddetsiz ama farkındalık içinde. Etrafını, bedenini gözlemleyerek. O akışa girdiğinde ne zamanın, ne kilometrelerin ne de diğer insanların bir önemi var sadece o anda, orada sen varsın. Ne koşmak var, ne de mesafeler ne çıkışlar ne de inişler, asfalt yok, arazi yok, patikalar yok, trafik ışıkları yok, nehirler, ormanlar, parklar, sokaklar, insanlar, korkularım yok, ben yokum. Hiçbir şey yok
Hiç…
Hiç olmak için koşuyorum…


