İlk defa 2018 yılında 25 K parkurunu koşmuştum canım Sesil, Nilhan ve Hakan ile beraber. Yanında arkadaşların olunca en zorlu parkurlar bile kolay geliyor herhalde çünkü 2018’den aklımda kalan tek şey çıktık ve indik üstelik çok eğlenceliydi. Bitişte Tuğba ve Özgür Tetik bizi bekliyordu… Ne güzeldi ! Bir takımla birlikte olmak, beraber seyahat etmek, birlikte yemek içmek bu koşu işini çok daha eğlenceli bir hale getiriyor. Gerçi o zaman da takım içi beğenmezlikler ya da kendini pek beğenmeler vardı klasik… Kapalı grup olarak gelip, grup ⊂ takım olarak gitmişlerdi, isimlerini bile hatırlamıyorum o derece.
Bu yıl da benzer ≈ arkadaşlar vardı, bu sefer görmezden gelen türünden. Değişik yani…
Aslında ben koşunun özellikle trail koşmanın insanın içindeki iyiyi, güzeli ortaya çıkarttığını düşünüyorum. Koşu birlikteliği tatlış insanların ortak bir hobby etrafında toplandığı cici bir ortam gibi geliyor bana ama bazen de öyle olmuyor anlaşılan. Gerçi istisnalar kaideyi bozmaz 😆. Hep söylerim koşu benim hayatıma nefis insanlar kattı. Epeyce asosyal birisi olduğum düşünülürse Garmich’de durup dururken birsiyle konuşmuş olmam bir mucizeydi yani olacak iş değil! O konuştuğum kişinin de Türk olması ve İlayda olması ise ayrıca hayret verici! İznik’te Aslı ve Melis, Zugspitze’de İlayda. Ben kendime inanamıyorum ama hayat bu dünya tatlısı insanları benim yoluma çıkartıyor. Ne mutlu!
O halde buraya tatlı bir Aslı ve İlayda fotoğrafı bırakayım.

Genelde yarışlardan sonra yazılan yarış raporlarını okuyamıyorum çünkü çok sıkıcı geliyor bana. Bence herkesin deneyimi kendisine özel, parkur her yıl başka. Bazen yağmur, çamur, kar bazen güneş sıcak. Yarış günü koşulların ne olacağını da önceden bilmek asla mümkün olmuyor. Sen de her gün farklısın dolayısıyla başkalarının deneyimleri iyi hoş ama kimin hangi parkurun kaçıncı kilometresinde ne yaptığı benim pek ilgimi çekmiyor, ilgisini çekenler zaten okuyorlardır. Bana göre, Starta gidiyorsun ve başlıyorsun artık yolda ne olacaksa oluyor. Hayat gibi işte…
Bu sene Zugspitz Ulta Trail’da parkurları değiştirmişler ve daha önce 25 K olan parkur rotanın da değişmesiyle 32 K olmuş. Yarışa kayıt olmadan önce daha uzun mesafeleri düşünmedim bile. Bunun iki sebebi vardı, birincisi neredeyse iki yıl süren sakatlık , ikincisi ise parkurun ne kadar zorlu olabileceğini önceden az buçuk tahmin etmiş olmam. Beni bu yarışla ilgili en çok korkutan şey irtifaydı. Deniz seviyesinde yaşayan birisi olarak vücudumun yükseklerde nasıl tepki vereceğini pek kestiremiyordum bu yüzden Münih’e o hafta Pazartesi günü gittim, Salı günü Garmisch’e geçtim. Bu yolculukta küçük bir salaklık yaptım. Otobüs tutarsa😳 endişesiyle bir tam Dramamin’i yuttum ve bütün günüm ilacın verdiği sersemlikle feci geçti. Yani Salı günü bitik şekilde ortalarda gezindim. Çarşamba günü hadi dedim çıkayım dağlara. Rotayı da zaten önceden yüklemiştim saatime, mis gibi koşmaya başladım aman da aman, ne güzel, ohh ohh pek güzel derken 10 Kilometre gitmişim, bir de dönüş var haliyle toplamda 20K. Çok güzeldi pişman değilim. Perşembe Alper’e söz verdim 45 dakikayı geçmeyeceğime ve hatta sözümü tutabilmek için o gün epeyce oyalandım öğleden sonra bari biraz yürüyeyim diye çıktım yola zira ertesi gün yarış var. Başladım koş yürü gidiyorum baktım birisi yolun ortasında, telefonunu koymuş, karşısına geçmiş fotoğraf çekmeye çalışıyor. O am bende bir sosyal dürtü! “Ben çekebilirim istersen fotoğrafını.” diye bir cümle çıktı ağzımdan! Kelimeler paldır küldür döküldü birden. Çok enteresan!Böylece İlayda ile tanışmış oldum ve o gün de yine bir 10K daha koşuldu. Sonrasında duş ve yemek. Kendimi yorgun hissetmediğim için hiç dertlenmedim. Ertesi gün Cuma, yarış saat 2’de olduğu için de ayrıca rahattım. Sabahları çalışmayan bedenim ve ruhum için harika bir saat. Keşke bütün yarışlar öğleden sonra olsa.
Yarış sabahı yine de erken kalkıp kahvaltımı yaptım, tuvalet işlerimi hallettim, malzemelerimi kontrol ettim süper her şey eksiksiz ve hazırdım sadece hava berbattı. Feci şekilde yağmur yağıyordu azıcık canım sıkıldı ama yapacak bir şey yok. Bu arada hava raporu saat 2’de yağmurun duracağını söylüyordu. (Hava durumu radyodan söylüyor herhalde 🤔 dilime böyle yerleşmiş yaşım ortaya çıkacak.)
Havadurumu uygulamasına göre yağış ikide duracak gibi görünüyordu ve de öyle oldu 😊
Son anda, yükseklerin kapalı havada düşündüğümden çok daha soğuk olacağını göz önünde bulundurarak şort giymek yerine kısa tayt giymeye karar verdim, gerekirse uzun taytı üzerine hemen geçirebilirdim. Sonra yarış esnasında ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Bravo bana! Bir de son anda Salomon Ultra Glide 2 ayakkabımla koşmaya karar verdim, o da ayrıca süper bir kararmış.
Starta İlayda da geldi o kadar çok sevindim ki anlatamam. Yalnız olmamak ne güzel bazı anlarda! Zaten başlayınca gidiyor işte.
Bu yarışla ilgili olarak aklımda kalanlar şöyle;
Sabah erken başlamayan yarışları seviyorum.
Parkuru iki gün önce bile olsa önceden teftişlemek (recce) psikolojik olarak çok faydalı.
Bu yılın benim için en önemli yarışıydı ve düşündüğümden çok daha iyi geçti.
Kişinin kendisini tanıması ve doğru mesafe/ parkur seçimi çok önemli.
Doğru hazırlık paha biçilmez! Çıkışta ve inişte hiç zorlanmadım, özellikle çok teknik single track kısım su gibi aktı hem çıkışta hem de inişte. Yarış hazırlıkları boyunca sevgili Alper Dalkılıç’ın önerisi üzerine yaptığım uzun, batonlu hikingler sayesinde hiç yorulmadan, hiç zorlanmadan sakin sakin çıktım, hoplaya zıplaya indim.
İyi malzemeler bana kendimi iyi hissettiriyor, maddi gücüm olduğu sürece iyi malzeme almaya çalışacağım.
Baton nefis bir şey.
Zaten yavaş olduğum için video ve fotoğraf ile hiç vakit kaybetmedim Alper’in de dediği gibi hiç durmadan devam ettim. O derece durmadım ki giyinip soyunma işlerimi bile yürürken yaptım, Check pointlerde hiç oyalanmadım.
Hiç durmadım ama yavaşlamam geren yerlerde yavaşladım böylece enerjimi yarış sonuna kadar idareli kullanmış oldum.
Sakin olmak şart!
İyi bir strateji kurmak ve ona sadık kalabilmek çok önemli. Benim için en kritik şey çok yavaş başlamak. Özellikle trail yarışlarının ilk kilometreleri asfalt üzerinde başlıyor ve herkes çok hızlı çıkıyor. İşte o hızlı çıkışa kapılırsam çok kötü. Yavaş başla Aslı yavaş! bırakıyorum herkes gidiyor. Gitsinler.
Yarış esnasında sadece kendine odaklanmak gerekiyor. Diğer insanların ne yaptığına hiç bakmamak lazım.
Aklıma gelenler şimdilik bunlar.
Canım İlayda finişte bekliyordu ❤️ Sonrası malum yemek, içmek, sohbet ama ertesi gün onun yarışı olduğu için erken bir saatte ayrıldık ben de yattım uyudum.
Yılın en güzel yarışıydı pek mesudum gerçekten.
Bu yılı bir yarışla daha taçlandırmak istiyorum. Bakalım 🧐



Yorum bırakın