İnsan böyle bir canlıdır işte nereye koysan şikayet edecek bir şey bulur. İstanbul’a geleli üç gün oldu ve üç günde tükendim. Aşırı şekilde dengem bozulmuş durumda . Oradan oraya sürüklenmekten tükendim. Bırak koşmayı yemek yemeye zamanım olmadı bugün. Buradan öncelikle İstanbul’da koşmayı becerdiğim günler için kendimi, sonra da hala koşmayı başaran herkesi tebrik etmek istiyorum. Bu nedir arkadaş? Sinir, stres, kaos ve kabalık girdabına düştüm üç günde. Sosyal ve ekonomik buhran konusuna hiç girmiyorum onun yeri burası değil. Oslo’da soğuk, buz ve karanlıktan şikayetçi olan ben burada da türlü eziyetten şikayetçiyim. Yok mu yahu huzurumuzla koşabileceğimiz bir yer ?
Yarın umuyorum koşmayı başaracağım. Hava durumuna bakılırsa sevimsiz yağmurlu bir gün bekliyor beni ama olsun daha fazla ara vermeden başlamak lazım yoksa türlü bahaneler üretmeye aşırı hazırım.
Zaten koşmanın zor olan kısmı koşmak değil, çoğunlukla koşmaya çıkmak. Aslında bir başlayınca devamı geliyor. Hep böyle olmadı mı? Yani evet bazen vücut çalışmıyor ama genel olarak başlayınca bitiyor her antrenman. Evet her seferinde insan gününde olmayabiliyor ya da bazen gerçekten hava koşulları çok can sıkıcı olabiliyor ama koşunca koşuyorsun sonuçta. #seviyorsankoşbence ❤️
Umarım her yarış da başlayınca bitiyordur. İznik Ultra için heyecan dorukta ne diyim… Tek istediğim dizim sorun çıkartmadan yarışı zamanında bitirebilmek başka da bir isteğim yok gerçekten. Bir yarışı sağlıka tamamlamaktan daha güzel ne olabilir ki ?
Benim gibi sadece bitişe ulaşabilmek için koşan fanilerin işi bence daha kolay. Düşünsene kürsüye koşanları. Zor anacım zor gelmez bana öylesi.