15 yıl

Merhaba bu ben, bir ben vardır benden içeri dedikleri işte bu. Bu benim 2002 yılında #skolyoz ameliyatı olduktan sonra düzelmiş halim. 15.yıl kutlamaları kapsamında bu röntgenleri paylaşmak istedim. Geçtiğimiz on beş yılda vidalarım, sopalarım ve kancalarımla hayatın yükünü her normal insan gibi ben de sırtımda taşıdım. Hatta evlendim, çocuk yaptım, kariyer de yaptım. Resim yaptım, yoga yaptım, pilates yaptım, yüzdüm, temizlik yaptım, bisiklete bindim, uzun uzun yollarda araba kullandım, camları da sildim. Bol bol köpek çekiştirdi ama vidam atmadı mesela. Yetmedi koştum, biraz daha koştum üstelik daha da koşarım, coşarım dağları tepeleri bile aşarım. Boynum ağrıdı, belim ağrıdı, bacaklarım ağrıdı ehh başım da ağrıdı bol bol son on beş yılda ama herkesin bir yerleri ağrıdığı kadar işte. Evet havalimanlarında öttüm, açıp sırtımı göstermek zorunda da kaldım haliyle. Skolyoz ameliyatı olmak demek hayatını kısıtlamak, köşene çekilip oturmak demek değil gördüğünüz gibi. Bununla da yaşanıyor dostlar. Happy anniversary my dear #scoliosissurgery 🙏🏻 #scoliosis #scoliosisfighter #run #swim #runner #runningacademy #runningacademy_official #yoga #pilates #nevergiveup

En uzun koşu ve ağrılar

Ben ve bitmeyen ağrılarım. Artık böyle bir insan oldum. Sürekli bir ağrı ile yaşıyorum ama yılmadan koşmalara da devam. Dün sabah yine feci acılı başladı, sonra akşama kadar süründüm. Güneş gidip hava serinlemeye başlayınca, tüm acılarıma rağmen kalkıp koşmaya gittim. Malum Pazar uzun koşma günü, çıktım gittim parka. Parkın koşu parkuru 1280 metre, yani insan kendini daha az hamster hissediyor. Hani on tur koşarsan zaten neredeyse 13K. Ben dün 14K koştum ve sıkılmadım. İnsan uzun koştuğunda uzaklara girmek istiyor ama bu aralar yumuşak zeminden vazgeçmek benim adıma söz konusu değil. Bu yüzden parktan ayrılmıyorum. Dün koştuğum 14km şimdiye kadar koştuğum en uzun mesafe oldu ve en önemlisi Kasım ayında İstanbul Maraton’unda koşacağım 15 K için büyük moral oldu. Demek ki rahatlıkla bitirebileceğim bir mesafeymiş. Güzel yani sevdim bu düşünceyi ve hemen peşine Mart ayında Antalya’da 21K koşabilir miyim??? düşüncesini ekledim. Biraz heyecan verdi bu fikir bana. Gerçi geçen sene ilk yarışım 10K yı bitirdiğimde seneye 21K koşarım demiştim ama, hafif bir korku haliyle var. Gerçi Mart’a da çok var. Verimsiz bir yaz ve üstüne de bu ağrı dönemi gelince moralim bozuldu ne yalan söyleyeyim. Ama olsun zamanla her şey yoluna girecek biliyorum.

Bugün tekrar doktora gittim kemik sistemimde bir sıkıntı görünmüyor,bu iyi haber. Kan tahlili verdim artık onun sonucuna göre bakıcaz. Neyse halim çıksın falim. Bekliyorum.

Beni nasıl bilirsiniz?

Beni böyle sağı solu ağrıyan mızmız biri olarak bildiniz. Yok aslında hiç alakası yok ama buraya yazmaya başladıktan bir süre sonra başıma musallat olan ağrılar peşimi bırakmadı ve sürekli olarak ağrıdan, acıdan bahseder oldum. Ne kadar fena…

Ben ki acıya nasıl dayanıklı birisiyim. Hiç sesim çıkmaz çoğu zaman, koskoca skolyoz ameliyatı oldum da gık demedim. Şimdi delirmek üzereyim, o kadar canım sıkılıyor bu işe…

Bugün biraz yüzmeye gidicem. Hergün aynı şeyi söyleyip hiç yapmamak ne demek yahu o nasıl şey öyle. Yok yok az sonra toplanıp gidiyorum. Olmaz böyle saçmalık yani. Akşama koşarım artık.

Geçmeyen ağrıya koşmalı çözüm

Evet belimin ağrısı geçmedi, azaldı hem de çok azaldı gerçekten. Baktım yatarak, durarak, ilaçla geçmiyor koşarak ve coşarak geçirmeye karar verdim. Hareket hep bereket gerçekten öyle. Beden bir şekilde hareket etmeye uyum sağlıyor. Beden hareket edince zihinde onunla beraber “tamam” diyor “yaparız biz bu işi.” kim bilir belki de çok yanlış bir şey yapıyorum koşmaya devam ederek, belki de çok doğru… Orasını şimdiden bilemiyorum bunu zaman gösterecek. Her şeyin başı sağlık, bunu bilir bunu söylerim. Koşmak söz konusu olunca, koşmaya engel her şey can sıkıcı bir hal alıyor benim için. Sağlık açısından diyorum. Çünkü benim için şöyle bir durum var, koşabiliyorsam sağlıklıyım. Koşamıyorsam hımm ters giden bir şeyler olabilir.

Dün en uzun mesafem olan 12km koştum. Şimdiye kadar daha uzun bir mesafe koşmadım hiç, denemedim de ama bu Pazar 14K var mesela programımda. Yani koşmaya başlayalı bir yıl olduğunda ben de yarı maraton koşabilir hale gelir miyim diye düşünüyorum. bir sakatlanma, bir arıza, yok efendim bir hastalık olmazsa neden olmasın 🙂

Bugün bir de ay sonunda gideceğim koşu kampı için çanta ısmarladım. O da beni çok heyecanlandırıyor :))

IMG_8961

Mevsim

Mevsim yaza veda ediyor. İlk defa bu yıl yaz bitiyor diye seviniyorum. Rahat rahat koşamadığım büyük eziyet çektiğim ve de sonunda sakatlandığım bir yaz bitsin artık lütfen.

Sıcaklık azalınca koşmak haliyle daha kolay ve zevkli oluyor şöyle nefes aldığımı anlıyorum

Bu arada

Doktora gittim “yok bir şey” dedi ama ağırlarım bitmiyor. Koşuyorum evet, koşarken bir ağrı yok ama oturmak hala büyük eziyet. Bugün biraz yoga yapmayı düşünüyorum belki işe yarar, Pazartesi için kendime yüzme yazdım o da iyi olabilir. Tek istediğim bitsin bu acı artık.

Uzun zamandır düzenli koşmadığımdan bacaklarım tutuldu dün gece. Neyse ki o geçici.

Koştum

Ağrı falan bir yere kadar. Öyle çok sıkıldım ki daha fazla dayanamadım ve kendimi sokağa attım. Koştum. Öylece koştum gittim. Yarın yokmuş gibi. Sabah uyandığımda göreceğim bakalım ne olmuş. Belki de iyi gelmiştir. Yarın zaten doktora gidiyorum. Artık bitsin bu çile, nereme ne olmuşsa bilmek istiyorum. Ama koşarken bir acı bir ağrı olmadığına göre bu iş koşmakla ilgili değil. Sakatlanmak çok fena bir şey. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok yıpratıcı. Insanın canının istediği gibi hareket edememesi çirkin bir durum. Bakalım yarın olsun, iyi mi yaptım kötü mü anlayacağım.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑