Koşamayan Aslı

Yatıyorum, böyle bildiğin yatay pozisyon, iki kalkıp resim yapıyorum sonra tekrar yatıyorum. O kadar çok sıkıldım ki kelimeler kifayetsiz kalıyor. Geçmiyor bu bel ağrısı dostlar. İlaçlar, masajlar, şifacılar, reikiciler o derece herkes iş başında ama yok geçmiyor. Dün biraz iyi gibiydim, akşam serinliğinde hafiften koştum, ahh nasıl iyi geldi. Kısacık koştum ama çok güzeldi. Sonra, “dur Aslı dedim zorlama kendini yavaş yavaş…”

Bugün mesela cesaret edemedim koşmaya, resmimi bitirdim, ilaçlarımı içtim sürdüm neyse yattım bütün gün haliyle geberdim sıkıntıdan. Elimde telefon sürekli yok Facebook yok Instagram, kitap okudum, film izledim. Bahçede oturdum biraz. Maksat zaman geçsin ama ben koşmak istiyorum !

Geçmiyor…

Bel ağrısı geçmiyor, koşamıyorum. Net. Oturamıyorum bile, koşmak nerede? İçmediğim ilaç, sürmediğim krem, denemediğim bir şey kalmadı, bıktım artık gerçekten. Bugün termafor deniyorum bakalım işe yarayacak mı? Masaj bile yaptırdım, yok bana mısın demiyor arkadaş. Belimi sakatlamış olma ihtimali beni çok korkutuyor zira zaten skolyoz ameliyatı olmuş bir kişinin belini de sakatlamış olması korkunç olmaz mı? Lütfen sadece tutulmuş olsun ve geçsin artık…

15 gün aradan sonra

15 gün olmuş tek adım koşmayalı, yalan olmasın gecenin üçünde İtalya gemisine koştum ama o sayılmaz, neyse artık Ağustos programına baştan başlayacağım mecburen. İnsan böyle ara verince tekrar başlaması çok zor oluyor. İlk bir kaç gün sürünürüm sonra yavaş yavaş kendime gelirim belki. Belimin ağrısı acaba geçer mi koşunca yoksa daha mı kötü olacak onu görücez artık. Öğleden sonra bir edit yaparım bu posta, durum bildiririm. Şimdi biraz okuma zamanı, sonra koşu. Bu arada koşuyla ilgili olmasa da Sezgin Kaymaz okumayan kalmasın,gerçekten bazı yazarlar çok şahane.

Edit: Koştum geldim. 2 km yürüdüm önden, peşine 9 km koştum. Ne yalan söyliyeyim yoruldum biraz, ayrıca koşu bandında bu mesafeler çok sıkıcı oluyor. Kulaklığımı da almamışım yanıma müzik bile dinleyemeden koştum Hamster misali.

Belim daha iyi, gerçekten hareket iyi geliyor galiba ama sol dizim sinyal vermeye başladı tekrar. Koşu sonrası hep sol dizimde sıkıntı oluyor ben de buz koyuyorum. Bir de dizliğim var çok iyi geliyor onu takıyorum.

Böyle işte…

Uzun koştuğum sıcak bir Temmuz günü

Evet dostlar uzun koştuğum son gündü, 31 Temmuz 2017. Uzun derken 12 km, öyle 30/40 km falan değil yani. Yaz mevsimi benim için koşu sporundan uzaklaşma mevsimi oldu. Öyle çok zorlandım ki akıl alır gibi değil. Yıllardır yaz sıcaklarında sokağa çıkmayan, çıksam bile serin bir gölgede oturmayı tercih eden bir kişi olduğumdan bu sene yazdan fena bunaldım. Sabah yedide kalkıp yarım saat içinde koşmaya başlasam bile havanın 29 derece olması kaçınılmazdı. Nabız 178/180 arası atarken "deli miyim ben?" diye düşündüğüm çok oldu. İstanbul'da ise durum daha acıklı sıcak ve nem bir arada hiç çekilmiyor.
Yine de Datça'da gölgesine sığındığım zeytin ağaçları, çiçeklerine hayran olduğum begonviller sağolsun acımı dindirmeye yardımcı oldular. Ağaç gölgesinin güzelliği hele bir de önünde deniz varsa bence paha biçilmez.
O temmuz gününden sonra belimde bir ağrı başladı 7 Ağustos 2017, bugün 21 Ağustos ve ağrılarımda en ufak bir azalma yok. Koşamıyorum, oturamıyorum, ayağa kalkarken çok acı çekiyorum.

Damlaya damlaya göl olur

Bakıyorum da koşu malzemeleri çok pahalı, Nike ın outletleri olmasa batarız bildiğin. Yine de madem bu kadar koşuyorum bir işe yarasın siye düşündüm. Koşu kavanozuma koştuğum her kilometre için 1lira arıyorum. Çok param olunca ayakkabı alıcam en şahanesinden:)) IMG_7527

Sıcak sıkıntısı

Koşamıyorum dostlar, çok sıcak. Koşmayı bırak yaşayamıyorum bu sıcakta. Bodrum üstü Datça Temmuz sıcağında mum dikti resmen çektiğim eziyete. Sıcak evet, peki ya her yerin yokuş olmasını ne yapıcaz? İnsanın yürüyerek bile çıkmak istemediği yokuşlar var buralarda. Aman yaa bildiğin eziyet çekiyorum. Hani İstanbul'da aman sıcak, yok nemli, orası yokuş, burası kalabalık diye söyleniyordum ya, ah ahh beteri varmış. Antremanları Özgür öğretmenim yazıp gönderiyor da bakalım ben nasıl yapıcam orası belli değil.
Nabız tavan yapmış durumda bu günlerde. Hızlı koşarsam ölür müyüm acaba diye düşünüyorum. Yaz sıkıntısı bitse de Eskişehir'de huzurumla koşsam. Nedir bu arkadaş Haziran ve Temmuz eziyetle geçti kaldı geriye Ağustos. Sık Aslı dişini az kaldı. Koşu maceramda ilk yazım böyle acıların çocuğu olarak geçiyor.
Ama işte manzaralar pek şahane, çiçek, böcek, hayvan, zeytin ağacının gölgesine sığınmak falan güzel :))

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑