Özgür Tetik’le ilk buluşmamızda aklıma kazınanlardan biriydi. “Sadece koşmak yetmez.”
Evet yıllarca yoga yaptığım için esnek ama yeterince kuvvetli değilmişim. Hafif bozuldum itiraf etmeliyim. Ne yani halterci olacak değilim ya koşuyorum öylesine, amaç ölmeden koşmak. Ölmek derken cidden ölmekten bahsediyorum. Kalp krizi falan öyle şeyler. Ama işte cehalet kötü şey, kuvvet olmayınca koşulamıyor da aslında. Kuvvetlendikçe koşuyormuş insan, ilk olarak bunu öğrendim. Yani sadece koşmuyoruz, yanına kuvvet egzersizleri de yapıyoruz. Koşmadan önce ısınıp, koştuktan sonra güzelce esnetiyoruz her bir yanımızı. Mesela ben üşendiğim için koşu sonrası stretchingleri yapmıyordum bir ara, bacaklarım kasılıp, baldırlarımdaki acıdan kıvranmaya başlayınca aklım başıma geldi. Hiç hoş değildi. Ben de hemen bir spor hekimine gittim. Neden? Çünkü ziyadesiyle endişeli bir insanım da ondan. Sonuç? Kas gevşetici bir krem ve masaj önerdi. Bu arada o kasık halimle İstanbul Yarı Maratonu’nda 10K koştum. Bu da bana bir ders oldu. Neymiş? Sadece koşmakla olmuyormuş.


Yorum bırakın