Kasım / Mart arasında kendi kendime parklarda, sokaklarda koşturdum durdum. Çok soğuk havalarda bile koşmaya çalıştım. Zira Eskişehir soğuğu ciddi bir şeydir. “Koşmazsan donarsın.” Gerçekten donarsın, insanın bazı uzuvlarını hissetmediği günlerde bile ufak ufak koştum kendi çapımda. Neyse işte, sonra bir gün, her gün olduğu gibi, efendim şu kadar bu kadar koştum öyle böyle ölçtüm içerikli Facebook paylaşımıma gelen bir yorumla aydınlandım ve koşu hayatım değişti.
Nasıl?
Benim de farkında olduğum bir şey vardı, nabzımın koştuğum mesafe ve hızlar için çok yüksek olduğuydu. Benim gibi endişeli modeller için nabız pek ciddi bir konu, aman diyim kalp krizi falan geçirmeyeyim. Gerçi defalarca kardiyolog bezdirmişliğim ve “yok bir şeyin biraz gez açılırsın” gibi yorumlar almışlığım olsa da kalp konusu mühim. Hatta kardiyolog bir seferinde “ölçmesene nabzını ” dedi de ben durduramadım kendimi. Mevzu olan Facebook paylaşımıma şöyle bir yorum gelmişti “Aslı, bu değerler için bu nabız biraz yüksek, istersen bir koşu antrenörü ile çalış, iyi birisini önerebilirim”
Evet,dedim benim de aradığım buydu, harika haber :))
Ve
Aklına fikrine pek güvendiğim bu arkadaşımın yönlendirmesiyle bir bilenle çalışmaya başladım. Özgür Tetik hocam, bana aylık koşu programlarımı yazar, ölçümlerimi yapar, koşuyla ilgili her konuda yardımcı olur, ayakkabıdan tayta, demir ilacından, kan tahliline, aklıma gelen her sorumun cevabıdır kendisi. Bence şahane bir insandır. İlgili, bilgili, işinde uzman, akıllı, ayakları yere basan bir koşu hocasıdır.
Sonuçta hepimiz bir birinizden çok farklıyız ve yapacağımız koşu antremanları da kişiye özel olmalı, bu programları da mutlaka konusunda uzman kişiler hazırlamalı diye düşünüyorum. Ya da ben böyle kendimi güvende hissediyorum.
Bence bir bilene sormak hem sağlık hem de gelişim adına şart.
Yorum bırakın