Söyleseler inanmazdım, anlatsalar anlamazdım ama koşmanın garip bir bağımlılık yaptığı ortada.
Mesela ben daha önce de böyle bir heves yoga yaptım, heves derken yanlış anlaşılmasın uzun yıllar sürdü aslında, hatta fazlaca ileri gidip hocalık eğitimi aldım ve işte o noktada yogadan kopmaya başladım. Orada bir “biz” olma hali vardı, yani işte,” biz yogacılar” gibi, üstelik daha fazla yogacılar ve daha az yogacılar olarak ikiye ayrışan biz olma durumu. Üstüne bir de aman evrene iyi enerji gönderelim iyi olsuncular, içimize doğru çıktığımız yolculuklar falan derken benim ruhum sıkıldı. Gerçi Metin Hara epeyce iyi düşünmüş galiba. Neyse şimdi konu o değil de söylemeden geçmeyeyim, yoga her zaman çok faydalı bir bedensel egzersiz özellikle koşu gibi bir sporla uğraşanlar için esnemenin önemi tartışılmaz. Koşu sonrası iyi bir esneme ve uzatma yaniiii “stretching” dostlar pek faydalıdır. Üşenmeyiniz yapınız.
Konuya döneyim bari, insan başlıyor koşmaya ufak ufak, kısa mesafelerle, sonra yavaş yavaş artıyor o mesafeler sanki sonsuzluğa doğru uzanıyor. 300 metre birden bire 3 kilometreye oradan 13 kilometreye ve işte öylece gidiyor. “Yok artık daha neler?” dediğin mesafeler küçülüp kalıyor. Hayret yani, ben de hala şaşırıyorum. Hala derken, Kasım ayında başladım koşmaya şimdi aylardan Temmuz. Şaka maka dokuz ay olmuş.
Ben kendi sınırlarımda dokuz ayda en uzun 13 km koşabildim henüz. Hedefim 12 Kaım 2017 İstanb ul Maraton’unda 15K koşmak. Epeyce heyecanlı.
Koşmak için sadece koşmak gerekli, evet uygun ayakkabı ve kıyafet de lazım ama o kadar aslında. Çıkar koşarsın, yorulursan yürürsün, sıkılırsan durursun işte o kadar. Ve de koştukça koşasın gelir. Fotoğraftaki gibi, yağmurlu bir kış günü, kimsenin olmadığı bir parkta koşmanın tadına varırsın mesela :))

Yorum bırakın