Koşmaya nasıl başladım

Zamanla pek çok şeyi unuttuğum için yazmaya karar verdim. Başkaları da okursa ne güzel, yok okumazsa olsun önemli değil.
Aslında şöyle söylemek gerekir. Bu yaşıma kadar koşmaktan nefret ettim, gerçekten. Hem de öyle böyle değil. Koşmanın çok gereksiz ve zor bir eylem olduğunu düşündüm. Ne o öyle terlemek, nefes nefese kalmak falan hiç bana göre değildi. Anlaşıdığı üzere yeni koşucuyum, öyle yılların tecrübesiyle yazmıyorum yani, benimkisi günlük kıvamında bir şey daha ziyade.
Neyse efendim Kasım ayıydı yıl 2016, bir arkadaşımla kahve içiyorum ve konu spora geldi ki bu çok normal arkadaşım da fena halde fit bir kişidir haliyle konuşuyoruz işte spor, yüzme derken koşmaktan bahseder olduk. Ben hemen başladım konuşmaya, aldım sazı elime aman öyle sevmem böyle nefret ederim, şöyle gereksiz, böyle saçma bir şey koşmak, falan falan. Kahveleri içtik kalktık.

Ben eve döndüm, ertesi gün sabah spora gidiyorum baktım parkta yürüyüş yapan insanlar var. Hadi dedim ben de biraz yürüyüş yapayım, hava serin ama pırıl pırıl gökyüzü tam yürümelik yani. Biraz sonra aklımda çılgın düşünceler, “acaba koşabilir miyim?”
Bu arada park çok güzel, harika bir koşu parkuru var, beş yüz metre. Neyse efendim denemesi bedava ne de olsa, başladım koşmaya ancak üç yüz metre koşabildim, dilim dışarıda bıraktım, ne nefes alabiliyorum, ne ayaklarım bacaklarım gidiyor. Sinir oldum, bindim arabaya gittim salona, biraz yüzdüm rahatladım.
Ama kafama takıldı bu koşu işi. Instagram’da görüyorum pek çok arkadaşım koşuyor, hani özeniyorum da ama yapamıyorum. Açtım iPad’i sordum Google tanrısına “how to run?” yani nasıl koşulur Google söyle bana? Oooo ooo sonsuz yazı, video, başladım izlemeye ama dipsiz bir dünyaya düştüm ve bir noktada durdum. Giydim taytımı, spor ayakkabılarımı gittim parka tam tamına 1 km koştum ve kendimle çok gurur duydum.

İşte  her şey böyle başladı. 

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑